BOĞAZİÇİ’NDE BİR DEFENDER

Müthiş geçen bir doğa sürüşünün ardından Yeni Defender’ı bir de şehir dinamizmi içinde kullanmak gerekiyordu. Sonuç olarak Defender sadece arazi şartlarında kullanmak için üretilmiş bir araç değildi. Şehrin çekici ama biraz da sıkışık, dinamik ama kaotik, kısacası araziden farklı zorlukları olan şartları da sürücü ve yolcuları için cazip hale getirecek özellikleri vardı. Yine sabahın ilk güzel ışıklarıyla birlikte İstanbul Boğazı’nın bir parçası değil de kardeşi dediğimiz “Altın Boynuz”da, yani Haliç’teki Galata Köprüsü’nde güneşi selamladık.





Balıkçılardan önce mesken tutmuştuk köprünün orta yerini. Defender’ın geçmişten gelen ikonik Alpin Camları köprüyü Eminönü’ne doğru geçip Sarayburnu’na döndüğümüzde Tarihi Yarımada ve onun siluetini bir film karesi gibi gösteriyordu. Kimi yerlerdeki yol çalışmaları nedeniyle kazınmış asfaltta Defender’ın süspansiyon ve yürüyen aksamına yine iş düşüyordu. Belki off-road şartları kadar zor değildi ama sık karşılaşılabilecek bu yol kondüsyonunda da sürüş ve iç mekân konforu hayli üst seviyedeydi. Yine erken saatlerde Karaköy’den Beşiktaş’a doğru yol aldık. Her ne kadar Defender’ın dinamizmi ve günün enerji veren ilk ışıklarına maruz kalsak da sabah mahmurluğundan kalan izleri atmak için ses sistemini zorlamaya karar verdik. İyi ki de vermişiz, 400W’lık Meridian Surround Sistem damarlarımızdaki kan akışını yeterince hızlandırarak ikinci bir kahveye mahal bırakmadı.





Sahil boyundan devam ederken artık Şehr-i İstanbul’un o meşhur sabah trafiği başlamıştı. Yoğunlaşan trafikte dur-kalk sürüş yaparken fren pedalının hassasiyeti gerçekten sürücü için önemli bir avantajdı. Ayrıca şanzımanın vitesler arasındaki geçiş sessizliği, sarsıntısızlığı, yine bir hızlanıp bir duran trafikte söz konusu konfora ayrı bir boyut kazandırıyordu. Saatler geçiyordu ve Boğaz’da yol alırken elbette yoğun araç trafiğinde karmaşanın içine düşmemek elde değildi.






Büyük bir araç kullanıyorduk ve İstanbul trafiği en hoyrat ormanlardan bile ürkütücü olabiliyordu. Arkanızda neler olup bittiğini görmek, hareket halinde olun veya olmayın bir sorun olarak karşınızdaydı; ya da düzeltelim, arkanızdaydı... İşte bu durumda bir diğer sihirli özellik, ClearSight Dikiz Aynası devreye girerek müthiş bir sorun çözücü oluyor.






Dikiz aynasının altındaki mandalı kendinize çektiğiniz anda ayna bir ekrana dönüşerek arkanızda herhangi bir kör nokta bırakmıyor. Geride bıraktığınız şerit sayısı üçse dahi hepsini LED TV edasıyla görebiliyorsunuz. Yeni Defender’ın multimedya sistemindeki arayüz Pivi Pro yeni, son derece sade ama stil sahibi. Birçok enstrümanı buradan dijital olarak kontrol edebiliyorsunuz. Dokunmatik ekranın hassasiyeti üst düzeyde.







Boğaz hattının sonuna doğru gelip nispeten virajlı ve orman yollarına girdiğimizde ise Defender’ın asfalttaki yol tutuş potansiyelini deniyoruz. Sonuçta yüksek ve kocaman bir araç, ancak yürüyen geometrisi o kadar başarılı ki vücut hareketleri son derece stabil ve şasisini asfalt çizgisi üzerinde tam anlamıyla rijit tutabiliyor. Sadece arazi sürüşü beklemeyip asfaltta da dinamizm bekleyenler için iyi haber...







Tekrar şehrin içine döndükten sonra yedi tepeli şehrin Boğaz yamaçlarında dar sokaklara girerek Defender’ı bir teste daha tabi tutuyoruz. Bir otomobil genişliğindeki yollarda ve kavşaklarda dönüş çapı ve direksiyon hamlelerindeki kıvraklık sanki küçük bir araç kullanıyormuş hissi veriyor. Yokuş kalkış desteği bir yana, arazi kullanımı için olan Yokuş İniş Kontrol Sistemi İstanbul’un dik Boğaz yokuşlarında bile işe yarıyor. Siz sadece direksiyonu tutuyorsunuz, o dik yokuşları gerektiği dozda fren yaparak inebiliyor; tıpkı sert off-road inişlerde olduğu gibi.







Günün sonuna yaklaşırken Yeni Defender’la doğada geçirdiğimiz günün eğlencesi ve sınır tanımamanın özgüven duygusu damakta kalırken, şehir sürüşünden sonraysa konfor ve performans akıllarda kalıyordu...


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
BOĞAZİÇİ’NDE BİR DEFENDER
Müthiş geçen bir doğa sürüşünün ardından Yeni Defender’ı bir de şehir dinamizmi içinde kullanmak gerekiyordu.
DEVAMINI OKUYUN
BİR DEFENDER HİKÂYESİ
Serkan Yalnız, fotoğrafçı-yönetmen ve profesyonel dağ bisikleti sporcusu. Ama en büyük tutkularından biri defender. 1998 model defender’ının yapım hikâyesi de bu tutkunun kodlarını açıklıyor.
DEVAMINI OKUYUN
BİR DEFENDER TUTKUNU İLE RÖPORTAJ – BÖLÜM II
“DEFENDER’IN VERDİĞİ GÜVEN HİSSİNDEN OLSA GEREK, ARAZİDE SINIRLARI ZORLUYORUM, ULAŞILAMAZ DENEN YERLERE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUM.”
DEVAMINI OKUYUN