BİR DEFENDER TUTKUNU İLE RÖPORTAJ – BÖLÜM II<br><br>"BURAK DOĞANSOYSAL"

“DEFENDER’IN VERDİĞİ GÜVEN HİSSİNDEN OLSA GEREK, ARAZİDE SINIRLARI ZORLUYORUM, ULAŞILAMAZ DENEN YERLERE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUM.”

Defender ismi bir araç modelinin ismi olmaktan daha fazlasını anlatıyor. Pek sizin için ne ifade ediyor, ne anlama geliyor?

Defender benim için bir hayat tarzı. Hoşlandığım, peşinden koştuğum, keyif aldığım her şeyin bir özeti gibi. Yaban hayatı belgeselleri çekiyorum ve vaktimin çoğunu yollarda, doğada geçiriyorum. Abartılı olacak belki ama yaptığım işi, bitmiş ürün, ekranda izlediğimiz film için değil de neredeyse öncesindeki yolda olma süreci için yapıyorum diyebilirim. İşim için Sahra Altı Afrika’da, Latin Amerika’da çok vakit geçiriyorum, bol bol kamp yapıyorum ve yabani hayvanların arasında vakit geçiriyorum. Bu coğrafyalarda da nereye gidersem gideyim genelde karşıma bir Defender çıkıyor. Çekim için gittiğim yerlerde eğer Defender bir seçenekse diğerlerine bakmıyorum bile. Çünkü sevdiğim, beni motive eden macera duygusunu daha fazla tetikleyen bir araç yok. İçindeyken kendimi güvende ve güçlü hissediyorum.


“Yaşam tarzı” tanımlaması, Defender ile sizin aranızdaki bağ için kullanılabilir mi?

Kesinlikle kullanılabilir. Çıktığım yolda, yaşadığım maceralarda yanımda bir Defender olmasa aynı keyfi alabilir, aynı duyguları yaşayabilir miydim bilmiyorum. Zorlu yollarda binlerce kilometre gittikten sonra kamp alanımda otururken o kutu gibi araca bakmak mutluluk veriyor.


defender araç görseli

Tanışmanız nasıl oldu?

Defender ile ilk tanışmam 90’lı yılların sonunda, üniversitedeyken oldu. Arkadaşlarla Bolu’da kamp yapmaya gittiğimiz alanda Defender 110’la yakından tanışma fırsatı yakaladım. Doğa fotoğrafları çekiyor, trekking yapıyordum ama off-road deneyimim yoktu. O günden sonra kanıma girdi ve off-road etkinliklerine gitmeye başladım. Çalışmaya ve para kazanmaya başladıktan sonra da 2005’te ilk Defender aracımı aldım. 1991 model 2.5 lt benzinli bir 110’du. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Geçtiğimiz 15 yılda klasik sayılan 1974 model Seri III dahil olmak üzere farklı Defender’larım oldu. 90, 110, 130, hepsini kullandım dönem dönem. Şu anda da 3.5 lt V8 motorlu 1996 model bir Defender 110’u karavana çeviriyorum. Çekmek istediğim 2-3 belgesel projem var. Onları tamamladıktan sonra Defender karavanımla büyük bir dünya turuna çıkmayı hedefliyorum.


defender araç görseli 2

Onunla en önemli maceranız neydi ve detayları nelerdi?

O kadar çok ki. 2008 yılında, en unutulmaz seyahatlerimden biri olan 24 günlük Zambiya, Botsvana, Namibya gezimde 300Tdi Defender 110 kullandım ve seyahatin neredeyse tamamında arazide aslanların, leoparların, fillerin arasında kamp yaptım. Müthiş bir deneyimdi, her saniyesi dün gibi hafızamda. Defender’ın verdiği güven hissinden olsa gerek, arazide sınırları zorluyorum, ulaşılamaz denen yerlere ulaşmaya çalışıyorum. Dolayısıyla maceralar da ardı ardına geliyor. Türkiye’de en unutamadığım anlardan bir tanesi, Gökçeler Kanyonu’nda yol bitince dere yatağına girmemizdi. Su çok derin değildi ve zemin taştı, biz de iki araç dere yatağını takip etmeye karar verdik. Maalesef bir süre sonra taşlı zemin yerini balçık çamura bırakınca işler değişti. Neyse ki her iki araçta da vinç, çekme halatı, makara ve kum paletleri vardı. 4-5 saat sürse de kanyondan çıkmayı başardık.


defender araç görseli 3

Yeni Defender hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse Yeni Defender daha ortaya çıkmadan çok öncesinden önyargılıydım. Üretimin durdurulmasını bu ikon araca ihanet olarak görüyordum ve yerinin asla doldurulamayacağını düşünüyordum. Yeni Defender’ın ilk fotoğrafları ortaya çıktığında şaşırdım. Modernize edilmiş olmasına rağmen klasik çizgilere bu kadar bağlı kalınacağını tahmin edememiştim. Fakat bu sefer de eskisine göre daha ufak tefek ve kırılgan olduğunu düşündüm nedense. Ta ki aracı yakından görene kadar. Karşımda eski Defender’dan daha büyük, neredeyse daha kaslı bir araç görünce çok şaşırdım. Deneme sürüşü yaptığımda ise şaşkınlığım katlanarak arttı ve araca aşık oldum. Hem içinde hem dışında taşıdığı geleneksel Defender çizgileri, ön konsolun onca dokunmatik ekrana ve dijital göstergeye rağmen 70 senelik Defender konsoluyla neredeyse aynı tasarıma sahip olması, arka kapı ve stepne taşıyıcı, safari camları, kapı döşemelerinde görünen vidalar ve tabii ki aracın asfaltta bile hissedilen gücü ve müthiş teknolojisi beni Yeni Defender’a hayran bıraktı. Tek kelimeyle bayıldım ve önyargılarımın ne kadar yersiz olduğunu anladım. Yeni Defender bu ikon aracın yeni bir modeli olmakla kalmamış, aynen eskisi gibi tarihte yerini alacak yeni bir ikon adayı olmaya hak kazanmış bence. Bu aracı alıp gönül rahatlığıyla Afrika’da safariye çıkarım.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
BOĞAZİÇİ’NDE BİR DEFENDER
Müthiş geçen bir doğa sürüşünün ardından Yeni Defender’ı bir de şehir dinamizmi içinde kullanmak gerekiyordu.

DEVAMINI OKUYUN
BİR DEFENDER HİKÂYESİ
Serkan Yalnız, fotoğrafçı-yönetmen ve profesyonel dağ bisikleti sporcusu. Ama en büyük tutkularından biri defender. 1998 model defender’ının yapım hikâyesi de bu tutkunun kodlarını açıklıyor.
DEVAMINI OKUYUN
Maceranın Peşİnde Bİr Gün
TUTKU VE MACERANIN PEŞİNDE BİR GÜN...



DEVAMINI OKUYUN