8–10 Haziran tarihleri arasında İspanya’da gerçekleştirilen Defender Trophy Bölgesel Elemeleri, Türkiye’den seçilen 18 katılımcının da dahil olduğu, dayanıklılığın, stratejinin ve ekip uyumunun sınandığı çok katmanlı bir deneyime sahne oldu. Farklı disiplinlerden gelen katılımcılar için bu yolculuk, yalnızca fiziksel sınırları zorlamakla kalmadı; belirsizlikle başa çıkma, doğayla uyum içinde hareket etme ve birlikte ilerleme becerisini de yeniden tanımladı. Bu zorlu etapların sonunda Türkiye kazananı olarak öne çıkan Mert Becce için Defender Trophy, bir yarıştan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Defender Trophy’nin ruhu, keşif ve dayanıklılığın ötesinde, anlamlı bir amaca da bağlanıyor. TUSK iş birliğiyle yaban hayatı koruma ve biyoçeşitliliği destekleyen bir vizyonu sahiplenen bu global platform, katılımcılarını yalnızca sınırlarını keşfetmeye değil; doğayla, çevreyle ve içinde yaşadığımız dünyayla daha bilinçli bir bağ kurmaya davet ediyor. Bu yolculuğun bir sonraki adımı ise Ekim ayında Afrika’da, TUSK iş birliğiyle gerçekleşecek global final olacak. Mert Becce ile bu sürece uzanan yolculuğunu, ona kattıklarını ve onu bu noktaya taşıyan deneyimini konuştuk.

Defender Trophy’ye başvurduğun ilk anı düşün. Seni bu deneyime katılmaya “evet” dedirten şey neydi ve bugün geriye baktığında bu karar hayatında neyi değiştirdi?
Bizim gibi macera severler için Trophy efsanesi eminim ki hepimizin hayalleri arasında ilk sıralarda yer alır. Başvuruyu yaptığım günden bugüne, aklım Defender Trophy’de. Kabul mailini almamla birlikte bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirebilmek adına hem fiziksel hem mental olarak elimden geldiğince kendimi hazırlamaya çalışıyorum.

Yarış geçmişin hız, refleks ve teknik beceri üzerine kuruluydu. Defender Trophy ise dayanıklılık, strateji ve ekip ruhunu da merkeze alıyor. Bu fark seni nasıl etkiledi?

Defender Trophy Bölgesel Elemeleri boyunca unutamadığın bir an var mı? O an sana kendin hakkında daha önce bilmediğin neyi gösterdi?
Elemeler gerçekten inanılmaz geçti. Açıkçası beklediğimden daha zorlu bir süreç oldu. Unutulmayacak birçok anı biriktirme fırsatımız da oldu tabii ki. Aralarından bir tanesini seçersek diğerlerine haksızlık yapacakmış gibi hissediyorum. Ama beni en çok etkileyen anlar genelde takım ruhunu yansıtan anlar oldu. Birbirini hiç tanımayan ve hatta birbirine karşı rekabet içinde olan insanların bu denli birbirine destek olduğunu görmek beni en çok etkileyen şeylerden biriydi. O anlarda yaşadığım bu hissin, hayatımın geri kalanında beni olumlu yönde etkileyeceğine inanıyorum.
Bu macerada bireysel performans kadar ekip uyumu da belirleyici. Ekip arkadaşlarından öğrendiğin ve bundan sonra yanında taşıyacağını düşündüğün en değerli şey nedi?
Takım ruhu Defender Trophy’nin doğasında var, üstelik çok da önemli bir yere sahip. Takım arkadaşlarım hiç düşünmeden bütün eksiklerimi kapatmak için ellerinden geleni yaptı ve bu başarıda çok büyük rol oynadı.

Deneyim boyunca “gerçek sınırlarımla tanıştım” dediğin an hangisiydi? O noktada seni devam ettiren şey ne oldu? Deneyim boyunca kendine en çok ne söyledin?
Defender Trophy elemeleri katılımcıların sınırlarını zorlamak ve onları konfor alanlarından çıkarmak için çok güzel tasarlanmış ve organize edilmişti. Beni şaşırtıcı şekilde en çok zorlayan gece zirve yolculuğu oldu. Zirveye takım arkadaşım ile birbirimize bağlı olarak koşarken artık zorlanmaya başladığım kilometrelerde takım arkadaşımı yarı yolda bırakmamak ve onun performansını kötü etkilememek adına elimden gelenin fazlasını yapmaya motive olmuştum. Bittiğinde o da aynı şekilde kendi limitlerini zorlayarak bana ayak uydurmak adına elinden gelenin en iyisini yaptığını anlattı. İkimiz de bolca güldük, çok keyifliydi.

Defender Trophy sıradan bir yarıştan çok daha fazlası, tam anlamıyla bir macera. Süreç içerisinde kazanmak aklınızdan geçmiyor bile çünkü hem bireysel olarak hem de takım olarak yaptığınız görevlerden o kadar keyif alıyorsunuz ki, aktivite sırasında başka bir şey düşünmek pek mümkün olmuyor.

Macera, takım ve doğa.


