TUTKU VE MACERANIN PEŞİNDE BİR GÜN...
TUTKU VE MACERANIN PEŞİNDE BİR GÜN...

SABAH SAAT 05:00... Alarmın acımasız ve insanın içini karartan tınısı bu sefer farklı bir his uyandırıyor. Bunun bir nedeni olmalı ve ben bunu gayet iyi biliyorum. Kısa bir tamlamayla açıklanabilir; “Defender Tutkusu”. Aslında biraz da “Yeni Defender Merakı!” dersek de yanlış olmaz. Otomobil dünyasını başlangıç noktasından bugüne incelediğinizde karşınıza az sayıda “ikon” tabir edilecek araç çıkar. Bunların en başında sayabileceğiniz modellerden biri tartışmasız Land Rover Defender... 1948 yılında Amsterdam Otomobil Fuarı’nda sahneye çıkan Defender tam 72 yıl sonra ilk defa yenilendi. Tutkunları için onun nasıl bir “kültür” parametresi olduğunu anlatmamız çok uzun sürer. Ancak onların yenisini beklerken yaşadıkları heyecan ve tartışmalar bile Defender’ın bir model isminden çok öte olduğunu gösteriyordu. Elbette bizler de Yeni Defender’ı böylesine bir merakla beklediğimiz için o sabahın sinir bozan alarm sesi bu sefer heyecan verici bir titreşime dönüşmüştü. Yeni Defender ile buluşmaya gidiyorduk. Fotoğraflarını görmüş olmak birçok araç için size yeniliği anlamak adına yeterli bilgiyi verecektir. Defender gibi klasikleşmiş bir tasarımın yeni halini ise fotoğraflarda görebilirsiniz ama anlamanız, hatta hissetmeniz mümkün değildir. İşte sabahın karanlığında showroom’un titreşimli ve aksak bir ritimle hareketlenen, ardından sert ve parlak bir vurguyla yanan beyaz ışıklarının altında onunla karşılaştık. Etkileyiciliğinin ilk nüansı elbette heybetiydi. Keza klasiğinin genetiği de buydu. Tasarım olarak eski kodlara bu kadar sadık kalması, kısaca “ruhunu” korumuş olması, sadece bir Defender tutkununu değil, otomobil dünyasına duygusal bakan herkesi mutlu edecek bir nitelikti...






Bugün en kısa yoldan kendimizi doğaya atacağız. Onu “o” yapan, en karakteristik özelliği olan “dağları delen” arazi yeteneğini anlamak, Kuzey Marmara’nın güzel doğasında bir gün geçirmek ilk arzumuz. Rastgele denemeyecek, ana bir planı olan rotanın içindeyiz ancak yine de genel davranış halimiz Defender ruhuna uygun. Yani canımız nereyi isterse direksiyonu oraya doğru kıracağız. Hafif arazi diyebileceğimiz toprak bir yoldan ormanın derinliklerine dalıyoruz.



Çok sert çukurları olmayan ama sürekli kısa iniş-çıkışları olan engebelerle dolu yolda Terrain Response 2 sürücüye bir seçim yaptırmaya mahal vermeden kendisi yol şartlarına göre tüm sürüş sistemlerini ayarlıyor. Böylece yolda güvenli ve ideal performansla yol alırken konfordan da feragat etmiyoruz. 2.0 lt 240 bg motorun gücünü zorlu iniş çıkışlarda anlayabiliriz ancak toprak ve nispeten düz yollarda onu biraz zorlamak istiyorum. 240 bg güç şaşırtıcı derecede atak, kükreyerek ileri atılan bir Defender yaratıyor. Bu gücün toprak yol üzerinde yere verilmesi ve şasinin stabil hali sürüş dinamikleri açısından son derece keyif verici. Dört çeker aktarmanın sert geçişler dışında yine toprak ama süratli yollardaki çekiş performansı, temponun yükseğe çıktığı anlarda da sürücünün işini kolaylaştırıyor. Merkezi kilitli diferansiyel de elbette burada kendini göstererek toprakta yol tutuşu ileri bir safhaya taşıyor.





Biraz daha zorlu etaplara girmenin zamanı; geçilmez denen yerleri gözümüze kestiriyoruz. Elektronik ayarlanabilir havalı süspansiyon sayesinde standart sürüş yüksekliğinin 50 mm aşağısına indirilebilen araç yüksekliği off-road için standardın 75 mm üstüne çıkartılabiliyor. Böylece Defender bir anda uzun bacaklı bir kuşa dönüşerek yere temas ederken sert engellerin üzerinden adımlayarak geçebiliyor. 430 Nm tork gücü de bu sert ama yavaş engelleri “kuş” gibi aşmasını sağlıyor. Ancak burada neredeyse “sihirli” tabir edilebilecek ClearSight Ground View’in varlığı sürüşe bambaşka bir boyut kazandırıyor. Kameralar sayesinde 3D modellemeyle tekerleklerinizin nasıl bir yol üstünde olduğunu, çevresinde ne gibi engel ya da taş olduğunu, kısacası nereye gittiğinizi ekrandan görebiliyorsunuz. Böylece dışarıda sizi yönlendirecek bir kişiye ihtiyaç duymuyorsunuz. Bir “off-road” tutkunu daha ne ister ki! Tüm bunları yaparken zeminin kaya, çakıl, kum vs. gibi özelliklerine göre Terrain Response 2 seçeneklerini bir tuşla değiştirerek en ideal çekiş-aktarma versiyonunu da bulabiliyorsunuz. Baktığımız anda nasıl çıkabiliriz dediğimiz bir kanallı ve dik rampa, Defender için tahmin ettiğimizden kolay oluyor. 38 derecelik yaklaşma açısı ve 40 derecelik ayrılma açısı, çekiş ve aktarma sistemleriyle birleşince hem de kanallar olan parkurda endişelenmeden hatta keyifle geçiş imkânı sağlıyor. Elbette dünyanıza şeklinizi verirken sadece kuru zeminler ve göz korkutan engebeler karşınıza çıkmaz. Modern dünyanın çok uzağında, doğanın kadim derinliklerinde dereler, göletler gibi su geçişleri de karşınıza çıkar. Defender tutkunları böyle coğrafyaları da aşmak zorundadır. Yeni Defender 900 mm derinliğindeki su geçişlerini mümkün hale getirebiliyor. Gerçekten önemli bir geçiş derinliği, birçok su engelini aşmanızı sağlayabilir. Fakat Defender sürücüsüne bir kolaylık daha sağlıyor. 3D Çevre Görüş Kamerası’nın derinlik algılama özelliğiyle, aracın ne kadar derinlikte su içinde olduğunu anlık olarak ekranda görebiliyorsunuz.





Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan doğa maceramız, Defender’ın keyif veren sürüşü, sınır tanımaz kararlılığı ve 40 yıllık bir off-road uzmanını dahi hayrete düşürecek teknolojileriyle işinizi kolaylaştırmasının huzuruyla sona eriyor. Ne demeli; insan bir dahaki seferi iple çekiyor…




BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
BİR DEFENDER HİKÂYESİ
Serkan Yalnız, fotoğrafçı-yönetmen ve profesyonel dağ bisikleti sporcusu. Ama en büyük tutkularından biri defender. 1998 model defender’ının yapım hikâyesi de bu tutkunun kodlarını açıklıyor.
DEVAMINI OKUYUN
BİR DEFENDER TUTKUNU İLE RÖPORTAJ -<br> BÖLÜM II
“DEFENDER’IN VERDİĞİ GÜVEN HİSSİNDEN OLSA GEREK, ARAZİDE SINIRLARI ZORLUYORUM, ULAŞILAMAZ DENEN YERLERE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUM.”
DEVAMINI OKUYUN
BOĞAZİÇİ’NDE BİR DEFENDER
Müthiş geçen bir doğa sürüşünün ardından Yeni Defender’ı bir de şehir dinamizmi içinde kullanmak gerekiyordu.
DEVAMINI OKUYUN